İşte o yüzden:
BASKIYI DURDURUN! ÇORBANIN NASIL YAPILDIĞINI YAZIYORUZ - NY Times Muhabiri Ziyahas İpek
Udon Nedir?
Udon kalın beyaz Japon makarnasıdır. Marketlerde satılır veya internetten sipariş edilir. Şayet Türki Cumhuriyetlerde bulamazsanız www.asianfoodgrocer.com sitesinden sipariş edebilirsiniz. ( şiping hariç 2 dolar falan)
Udon'un tatılısını bile yapan Japonlar bu meretin en çok çorbasını severler. Ramen gibi bir şey olan bu çorba vitamin deposu, sağlık kaynağı ve adeta bir antioksidan işlevindedir. (Abarth)
Malzemeler:
- İki kişilik kadar udon makarnası (çapsal olarak: üç plastik kola kapağı kadar)
- Bir taze soğan (boydan boya, bir tane işte)
- Bir pıt balık bulyon (www.sefgida.com 'da var)
- Dört çay kaşığı toz kırmızı biber
- Dört tane acı biber turşusu (ince ve küçük olanlarından) (no pun intended)
- Dört diş sarımsak (vampire repellant türünde olmalı)
- Bir küçük havuç (daha en başından soyun ve şerit şerit rendeleyin)
- İki tatlı kaşığı kurutulmuş ve hunharca paramparça edilmiş maydonoz
- Tuz, Zeytinyağı ve de soya sosu (yanda bulunsun, anlatıcam)
- Şöyle bir iki avuç dondurulmuş veya taze karides (ayıklanmış ve kuyruksuz olsun)
Yapılışı:
Ellerimizi yıkıyoruz, önlüğümüzü takıyoruz.
Büyük bir tencereye beş-altı bardak su koyuyoruz ve altını açıyoruz.
Ne oldu?
Su döküldü! Tamam şimdi altını kapatıyoruz ve bir daha su koyuyoruz. Bu sefer ocağı kısık-orta arası açıyoruz.
Ne oldu?
Su ısınmaya başladı.
Çok güzel.
Şimdi bu su hafif ısınınca balık bulyonu atıyoruz ve arada sırada karıştırarak bulyonu eritiyoruz.
Bulyon tarihin tozlu raflarında yerini ala dursun biz de bir yandan kesme tahtasında reklam çeker gibi artistlik hareketlerle diğer malzemelerle uğraşıyoruz.
Taze soğanı ince ince doğruyoruz. Yeşilin yoğunlukta kalan tarafı bir kenara, beyaz sert kısmı bir başka tarafa ayırıyoruz. Ayrımcılık yapıyor gibi görünebiliriz, ama olsun. Despırıt taymz, despırıt mejırz. Herkes görevini yapacak!
Sonra aynı tahtanın bir başka tarafında başlarını kopardığımız acı biber turşularını ince ince dilimliyoruz. Çekirdeklerini atmıyoruz. Bu dilimlediklerimizle beraber köşeye iteliyoruz.
Sarımsaklar!
Onları da çok ince olmamak kaydıyla dilimliyor, bir başka köşeye doğru dürtüyoruz.
Biz bunlarla uğraşırken çorbamızın suyu azcık kudurmuş olmalı. Şöyle azcık bir yağ ve azıcık tuz atarsak iyi olur; kendine gelir.
(edit: yağ hakkaten az olsun... hatta koymayın)
İkinci bir tencereye de su ısıtıcısında peşinen kaynattığımız suyu döküyor ve ocağı açıp, su tekrar kaynayana kadar üç beş saniye havaya bakıyoruz.
Kaynadı mı?
Süpper!
Şimdi udon'ları içine atıyor ve uygun bir kaşık yardımıyla arada sırada tahrik ediyoruz. Amaç, yaklaşık beş dakika boyunca udonların birbirlerine sırnaşmasına izin vermeden pişmelerini sağlamak.
Çorba suyuna dönersek...
Soğanların beyaz kısımlarına, sarımsaklara, biberlere ve havuç şeritlerine son bir kez daha bakıyor, geçirdiğimiz o acı tatlı zamanları hatırlıyor, geçmişi yad ediyoruz. Daha sonra onları ebedi istirahatlarına uğurluyor ve üzerlerine toz kırmızı biberi, maydonoz kurularını atıyor kısık ateşte hafif hafif karıştırıyoruz.
Karidesler!
Onları unutmayalım: elinizdekiler küçük karides ise daha fazla kurcalamanıza lüzum yok. Şayet benim gibi görmemişlik edip jumbo karides almışsanız onları acilen üç dört parçaya ayırın.
Elimizdeki bu karidesçikler bir iki dakikadır karışan çorbaya çok yakışacak. Atın onları. Acımayın!
Bu esnada udonlar yamuşmuş ve insan besini haline gelmiş olmalı. Ocaktan alın, süzün ve süzdüğünüz udonları bolca soğuk sudan geçirin. Suyun tazyiğini kaçırıp fazla soğutmayın, fakat tabii çok sıcak kalmaları da lüzumsuz olacaktır. Neyse işte. Bakın bir çaresine. İşiniz bitince kenarda dursunlar. Şimdi çorbaya dönüyoruz.
Çorba... Ocağın ateşini biraz arttırın ve yaklaşık yarım çay bardağı kadar soya sosunu çorbaya tatbik edin. Karıştırın.
Udonlar soğumuyor merak etmeyin. Kuduran çorbanın sesine aldırmadan yemek masasını hazırlayın. İçerdekilere ses edin. Bağımlısıysanız bir sigara yakın. Falan.
Olay bitti sayılır. Derin tabaklara udonları koyun. Üzerine bir kepçe yardımıyla çorbayı pay edin. Tencerede bir şey kalmasın.
En son olarak...
Ne kaldı?
Soğanların yeşil kısımları!
Yine artistik tavırlarla parmak uçlarınıza aldığınız bu parçaları tabakların üzerine dökün.
Afiyet Olsun!
Chéf Jan Toeu-Roughe-Mannes
0 yorum:
Yorum Gönder